14/12/2007 - Düşündüren Sözler
FELSEFİK SÖZLER...
 "Alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir." (Emerson)  "Boş bir çuval dik durmaz." (Benjamin Franklin)  "Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer." (Tolstoy)  "İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler." (Montaigne)  "Memleketin nasıl yönetildiğini anlamak mı istiyorsunuz;onun müziğine kulak veriniz. Nerede güzel eserlerden oluşmuş uyum vardır, orada adalet ve erdem hüküm sürer." (Konfüçyus)  "Bütün günler ölüme gider, son gün varır." (Montaigne)  "Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir." (Pascal)  "İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır." (V. Hugo)  "Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek, diğeri ise sürünerek gelmiştir." (Cenap Şahabettin  "İnsanlar köprü kuracakları yerde duvar ördükleri için yalnız kalırlar." (Newton)  "Söz ağzınızdan çıktımı size hakim olur. Söylemedikçe siz ona hakim olursunuz."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/12/2007 - Yaşam...

YAŞAM NEDİR ?
Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken...
Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte.
Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce...
Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için...
Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle... Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim...
Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür...
Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda, görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için.
Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı, başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize, balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla...
Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum, okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize? Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda... Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm...
Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim... Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi...
Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte... Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler... Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime... Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak, bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini... O zaman anladım ki;
YAŞAM SEVGİDİR... SADECE SEVGİ.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/12/2007 - Kelebeğin Hikayesi
|
|
| |

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/6/2007 - Yalan Dünya


Öyle bir yerdeyim ki sevgilim kendimi ölüme teslim edecek kadar, öyle duruma geldi ki bedenim isyan edecek kadar, bu soğuk yağmurlu havada dışarı çıkıp bulutların isyanına eslik etmek istiyorum, bulutların derdi başka, benim derdim başka, ortak noktamız o herkesi ıslatıyor, ben ise gözlerimi. Öyle bir yerdeyim ki hayati anlatacak, her şeyi haykıracak, bir taraftan aşık olduğumu, bir taraftan isyan ettiğimi kaderime, bazen düşünüyorum da aslında her şeyin yalan olduğunu, insanların, gülün, sevmenin yalan olduğunu, düşündüğümüz her şeyin aslında bir hayal olduğunu, ve daha sonra hayalin gerçek veya yalan olduğunu beklediğimiz, iste biz bu yalanlara eslik etmek için varız dünyada, insanlar acımasız, nankör, ve soğuk olduğunu, sevmenin çoğu insan tarafından alçaldığını, kullanıldığını, güllerin gerçek sahiplerine verilmemesi ve solması, iste biz bunlar için varız bunları görmek için, nice acılar çektim bugüne kadar taraflı, tarafsız, kaç geceler uykumda kıvrandım uyandım, o tuhaf bir hırstı duymaktan korkardım, ben hayati şiirlerim gibi sevdim, ama hayat bana yalan söyledi, ( Şiirler yalan söylemez ) hani derler ya sevgilim benim sadık yarim kara topraktır, iste bende öyle bir yerdeyim ki sevgilim sana oradan yazıyorum, burada geçtiğim bir sınav var iyi, kotu, burada verdiğim hesap var Allah için yaptıklarıma dahil, ve bekliyorum gülüm sınavdan geçeceğimi değil, ardımdan gelecekleri, işte böyle gülüm, hayat denildiği gibi yalan ve öyle kalacak, ve şu anda öyle bir yerdeyim ki, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi, neyin kotu, neyi sevip, neyi sevemeyeceğimi, ve en önemlisi neyin HAK neyin HARAM olduğunu öğrenmeye geldim gülüm ...!!!

|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/6/2007 - Paslı Gözyaşları

Buz kesmiş duvarlara yaslanmak güzel değil Gelinlik beyazına bürünmüşken dağlar Kader kendiliğinden gelmezdi Kader neyse onu ben yazardım Kirli gözlerimden akan kan kırmızısı Paslı gözyaşlarım elimde damlalarca İçinde boğulmak haram bana...
Omzumdan aşağı salınan derin bıçakalar Üzerime yeni dakikalar kazıdılar Son kez bakmam gerekiyordu aynaya Kirli gözlerimle aşka bulmak için Paslı gözyaşlarımı aynaya akıtmak Zırıltılı sesler, tınılarla Güneş yapmalıydım kendime Yanlıştı evet yanlış O paslı gözyaşlarımı kuruturdu Bana yağmur, kar, ıslaklık, aşk gerekiyordu Sulu sulu...
Deminlerden kalmıştı içimdeki acı Gözler her zaman yalan söylemeyi bilir Vazgeçmek istiyorsan Gelinlik rengi güllerden Parlak güneşte uzan ve bekle Durgunluğunda nehirlerin Dallar taşınıyor uzak kıyılara Yolculuk ayaklardan başlıyor kuşlar sessiz Geceler anlamsız, dakikalar sürgün Bir sonraki dakikaya
Ağlamak garanti gözlerim kirli Paslı gözyaşlarım buldu çiçekleri...
Maviliğine uzandım karanlığın Gözler kapalı, damarlar çekik Kuytuluğunda kayboldum bedeninin O kadar derin olduğunu bilemezdim.
Yusyuvarlak taşlardan örülü Derin ve yuvarlak kuyunun dibinde Ağlıyorum kirli gözlerimle derinlerde
Kimse paslı gözyaşlarımı görmesin diye Hayat durgun sözler anlamsız Gözyaşlarım paslı...
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/6/2007 - Yanımdayken Aradım Seni

Sen varken de aradım seni, yokluğunda olduğu gibi, belki seversin diye beni, çözmeye çalıştım seni....
karanlıkta aradım seni, korkmadan, soğuk kaldırımlarda aradım, bıkmadan, artık bıktım yokluğundan, soruyorum seni, her tanıdığından....
sensizliği kaldıramam bilirsin, bilirsin de nerdesin, sen şu yarama tek çaremsin, sen hergün ağlattığın yüreğimsin....
satırları senle doldurdum, her geçene seni sordum, hiçbir şeyden değil, sensizlikten yoruldum, artık kalbime adını koydum...
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yarin bambaska bir insan olacagim diyorsun. Niye bugunden baslamiyorsun?
Kategoriler
Arkadaşlarım
• eminedantelorgu • ozthaly • tezene • Aydin MERT • sohret1 • beydabeyda • argira • thaliakardeslig2 • herbirseyler • sevgisiir • birseyvar • 1altin • irmawitchh • nilsu35 • saclariniz • ayvaliklitur • 35tur35 • sahibindensatiliktir • sevimlipatiler2
cursor
|